Gözümüze gelen değişik dalga boylarındaki ışığın değişik renkler
olarak algılanması karmaşık bir süreçle gerçekleşir. Gözün arkasında bulunan
ağtabakadaki hücrelerin bir bölümü olan koni hücreler, değişik renklerin
karşılığı olan değişik dalga boylarındaki ışık ışınlarına karşı duyarlıdır.
Biçimleri nedeniyle koni hücreler adı verilen bu hücrelerden bazıları kırmızı
ışığa, bazıları yeşil ışığa, bazıları da mavi ışığa duyarlıdır. Duyarlı olduğu
tür ışıkla uyarılan bir koni hücrede belirli bir kimyasal değişim olur ve bunun
sonucunda oluşan elektrik sinyalleri görme sinirleriyle beyne
iletilir.
Beyin koni hücrelerden aldığı bu elektrik sinyallerini tam
olarak bilmediğimiz bir biçimde çözümleyerek renk dediğimiz algıya
dönüştürür.
Renkleri ya da bazı renkleri göremeyen insanlara “renkkörü”
denir. Birçok türü ve derecesi olan renkkörlüğünün en çok rastlanan türü
kırmızıyla yeşili birbirinden ayırt edememek biçiminde görülür. Renkleri ayırt
edebilmek bazı mesleklerde çok önemlidir.
Erkeklerde kadınlardan çok daha fazla
görülen renkkörlüğü konusunda son yıllarda geniş araştırmalar yapılmaktadır.
Kuşlar, arılar, kelebekler ve maymunlar renkleri görebilir. Balıklar ve bazı
sürüngenler de renk görebilir; ama kediler, köpekler, domuzlar, atlar, sığırlar
ve öbür dört ayaklı hayvanlar renkleri göremez. Bu hayvanlar dünyayı siyah,
beyaz ve grinin tonlarında görür.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder